Uğur Dündar ve Langırt Lakırdısı…

{lang: 'tr'}

Haberleri seyredince ne gözlerime inanabildim ne de kulaklarıma… Olmaz, olamaz böyle birşey dedim… Star Tv Ana Haber Bülteni’nde, hem de Uğur Dündar’ın bizzat kendisi, ” Lisedeki Kumar Tuzağı Langırta Hayır ” diye, sesleniyordu tüm Türkiye’ye…

Öyle bir inançla söylüyorduki, sanırsınız okul yönetimi rulet masalarını getirmiş, zarlar havda uçuşuyor… Sinirden kıpkırmızı bir halde, ” Olmaz, olamaz böyle birşey ” dediğimi hatırlıyorum… Malesef o an, en inandığım ve güven beslediğim anchormanlerden biri, haksızca ve acımasızca anılarıma saldırıyordu…

İlk gençlik yıllarımda, sevgili babam İsmail Yaşar Öçal ile birlikte gittiğimiz amatör spor klüplerinin şehir dışı maçlarından sonra, Balıkesirimizin o dönemlerde en tanınmış yerel gazetelerinden biri olan Balıkesir Ekspres Gazetesi bürosuna, babamın yazısını girmesi için gelirdik…

O an için en büyük eğlencelerimden biri ise gazeteyi güle oynaya turladıktan sonra, bazı çalışanlarla birlikte langırt maçları yapmak olurdu… Canlı canlı kemik ve top sesleri eşliğinde izlediğim futbol maçlarından sonra, futbolun minyatür hali olan langırt oyunları öylesine keyifli gelirdi ki, kendimi muhteşem geçmiş bir günün kremasının tadıyor gibi hissederdim…

İşte o anılarımdı saldırıya uğrayan… Ve o en güvenilir adamlardan Uğur Dündar’dı başroldeki.. Başlangıçta zannettim ki, ” böyle komik yasak mı olur, dünya biliyor ve tanıyor langırtı, masa tenisinden ve diğer legal oyunlardan ne farkı var ”, diyecek…

Ne mümkün… Haber ilerledikçe hem kendisi, hem de yeni yetme bayan muhabir arkadaşı, langırt oynatan okulun idarecilerini, Türkiye’nin en azılı suçluları ilan ediyorlar ve dar ağacında sallandırıveriyorlardı…

Dayanamadım ve bu haksızlığa dur diyebilmek için kalemime ve klavyeme sarıldım… Ey sevgili okurum!.. Şuan için okuyacağınız herşey, babamın el sürdürtmediğim eşsiz hatıralarının şerefini ve dış dünyada diğer adı masa topu olarak da bilinen langırt oyununun namusunu kurtarmak adına yapılmaktadır…

Herşeyden önce, babam son derece bilgili ve sporu bir yaşam tarzı olarak seçmiş biriydi… Şuan için hem spordan, hem de hayattan büyük bir keyf ve lezzet alıyorsam, bu yaşam tadında onun derin izleri vardır… o sebeple, küçük yaşlarımda bana langırt oynamam için yaptığı teşvikler bir genci yaşamının baharında kumara alıştırma girişimleri değildir… Bunu bilesiniz Sayın Uğur Dündar…

Özellikle bu sözlerimi size hitap etmek istedim… Çünkü ortalık kendisini gazeteci sanan ve haberci diye geçinen zavallılarla dolu… Oysa siz içlerinde en müstesna isimlerden biri olarak yer almaktasınız… Yapmanız gereken ve size yakışan şey, langırtın geçmişini ve dünyadaki konumunu araştırmak ve bu haberi oboyutuyla yayınınıza almaktır… Bu sebeple sizi esefle kınadığımı belirtmek isterim…

Gelelim tüm medyada günah keçisi olarak ilan edilen ve dar ağaçlarında acımasızca ve haksızca sallandırılan masa topu sporuna… Hiçbir mantıklı sebebi olmayan bu yasaklamanın hikayesini bir uzmanın ağzından aktarmak istiyorum size… Hem de noktasına ve virgülüne dokunmadan… Kimbilir sürçü lisan eder ve haksızca şeeyler söyleyebilirim… Yazdıklarımdan sonra eleştirdiklerimin durumuna düşmek istemem…

İşte Ajansspor‘un internet sitesindeki yasakla ilgili yorum yazısında, yasağın nedenini merak eden BFA (İngiliz Langırt Federasyonu) Başkanı Boris Atha’nın yazdığı mektuba karşılık, şu sıralarda İngiltere’de aktif bir masa futbolu sporcusu olan Prof. Dr. Erol Tez’in, cevaben yazdığı mektubunu sunuyorum… İlgili arkadaşlarımın direkt linkten de takip edebileceklerini belirtmek isterim…

Sayın Boris,
gösterdiğin ilgi için teşekkürler ve ayrıca geciken cevabım için özürlerimi sunuyorum.

Garip ama gerçektir ki AB üyesi olmak için can atan bir ülke olan Türkiye’de langırt oynamak, hatta spor kulüplerinde, derneklerde vb.nde yasaktır (belirli turistik tesisler istisnadır). Bunun yanı sıra langırt masalarının üretimi ve ithali de yasaktır.

İlginçtir çok sert rejimlerle yönetilen Moğolistan ve İran gibi ülkelerde ITSF üyesi langırt federasyonları mevcuttur.

Bu yasak uzun bir hikayedir ama kısaca aktarmaya çalışayım.

Langırt oyunu Avrupa’dan Amerika’ya II. Dünya Savaşı sonrasında giriş yapmıştır. Amerikalılar oyunla bilhassa ABD askerlerinin savaş sonrasında konuşlandığı Almanya’da tanımışlardır. 50’lerde ise soğuk savaş zirvesine çıkmış ve Türkiye NATO’ya katılmıştır. Bundan sonra Türkiye’deki yaşam şekli Amerikanlaşmaya başlamış ve ilginç bir şekilde langırt oyunu Türkiye’ye Avrupalılar eliyle değil ABD etkileri ile girmiştir.

50lerin başında ve ortasında Avrupa savaşın yaralarını sarmaya çalışıyordu ve küresel anlamda herhangi bir etkiyi haiz değildi. Yani ilk langırt masaları tilt masaları ile beraber ABD’den ithal edilerek Türkiye’ye girdi. Daha sonra Avrupa masaların ithali de başladı ama bu ithal masaların tamamı son derece pahalı idi. Sonuç olarak Türkiye’deki sanayiciler de bu yabancı masalara bakarak nevi şahsına münhasır tarzı olan bir langırt masası ürettiler. Bu masalar Türkiye’nin o yıllardaki üretim teknolojisinin imkanları ölçeğinde masalardı.

50’lerin ortasından 60’ların sonlarına dek langırt Türkiye’de büyük bir çılgınlık halini aldı ve her yetenek seviyesinden ve her yaştan muhtemelen 100,000’in üzerinde oyuncu ortaya çıktı. 60’ların başlarında her yerde yerli langırt masaları vardı.. Kafelerde, barlarda, luna parklar vb’nde.. Birçok yerlerde 20’ye kadar sayıda masayı sürekli barındıran langırt kulüpleri açıldı.

1961 yılında Türkiye’de yürürlüğe giren yeni anayasa ülkeyi çok daha demokratik ve aktif bir sosyo-politik yaşamla tanıştırdı. Fakat langırt çılgınlığı da bazı muhafazakar çevrelerden tepkiler alıyordu. Örneğin öğrencilerin okuldan kaçarak langırt oynamaları tepki topluyordu. 60’ların başında Alman ekonomisinin güç kazanması ile beraber ilk Türk göçmen işçiler Almanya’ya yerleşmeye başladı. Bu akış on yıl devam etti ve göç eden bu işçilerin arasında çok yüksek nitelikli langırt oyuncuları da bulunuyordu. Bu oyuncular oyunu yaşamaktan çok çalışmaya kilitlenmiş Almanya’da tekrar popüler hale getirmeye başladılar. İlginçtir: Almanya’dan ABD’ye ve ABD’den Türkiye’ye şeklinde gerçekleşen langırt ihracı şimdi Türkiye’den tekrar Almanya’ya langırtın popülaritesinin artırılması şeklinde sonuçlanıyordu. (Bakıyorum da Almanya’daki 2’nci ve 3’üncü nesil Türkler arasında üst düzey langırt oyuncuları var. Ayrıca senin ilk langırt öğretmeninin de Türk olması beni çok sevindirdi.)

60’ların başındaki barış yanlısı hareketler (hipiler, çiçek çocukları vb.) 60’ların sonunda Avrupa’da son derece aktif, devrimci ve hatta aşırlıkçı bir politik harekete (özellikle Almanya’da) dönüştü. Tüm Avrupa’da Amerika karşıtlığı özellikle üniversite öğrencileri tarafından büyük bir heyecanla sergilenmeye başladı. Öğrenciler üniversite işgalleri gerçekleştiriyor ve sosyo-politik değişiklik talep ediyorlardı. Türkiye’de 1968’den itibaren benzer hareketler ortaya çıktı. Yenilikçi Türk gençliği zaten yeterince eğitim almış ve politik farkındalık kazanmıştı. Sokaklarda protesto yürüyüşleri oluyor ve fakat bu güzel gelişmelerin yanı sıra ülke sağcılar ve solcular diye ikiye ayrılıyordu.

1968 yılında aşırılıkçı Baader-Meinhof Çetesinin faaliyetleri Almanya’da krize sebep oluyordu ve muhafazakar Türk hükümeti (Adalet Partisi, Süleyman Demirel) de aynı tarihlerde langırtın kamuya açık yerlerde oynanmasını yasaklıyordu. Sebep langırt ve tiltin kumar potansiyeli olarak açıklanıyordu ama sosyal huzursuzluğun yaygın olduğu o günlerde gençliğin bir araya gelmesinin engellenmesi de langırtın yasaklanmasının altındaki sebeplerden biriydi.

Sonraki iki on yılda (70’ler ve 80’ler) Türkiye’ye terör ve iç kargaşa ile boğuştu ve langırta olan ilgi de neredeyse tamamen yok oldu. Çok küçük bir azınlık polisin bilerek ya da bilmeyerek görmediği bazı mekanlarda oynamaya devam etti. 2000’lere geldiğimizde ise Türkiye’deki yeni gençliğin oyunu tekrar keşfettiğini görüyoruz. Bu yeni gençleri www.langirt.org, www.langirt.gen.tr ve www.langirtciyiz.biz gibi sitelerden takip edebilirsiniz.

Geçen yaz Türkiye’ye tatil için gittiğimde bu insanlarla temas kurdum. Bu langırt yasağının kaldırılması için her türden desteğe ihtiyaç duyuyorlar ama önlerindeki engeller zorludur. ITSF’nin ve BFA’nın kendilerine yardımda bulunmasının yerinde olacağını düşünüyorum.

Saygılarımla
Erol Tez

Görüldüğü gibi, geçmişin naftalin kokan tozlu sayfalarından kalma bir yasağın gölgesi altında yaşamaktayız… Bu noktada hem devlet büyüklerimize hem de gerçek spor sevdalılarına büyük görevler düşüyor…

Üzerimizdeki sorumlulukları yanlış haberlerle okul idarecilerine ve öğrencilere yıkmak çözüm değil… En kısa zamanda günümüzdeki çağdışı anlayışı ortadan kaldırmak gerekiyor…

Masa topu sporunu yada siz adına ne diyorsanız, mesela langırt sporunu, eskiden olduğu gibi bütün gençlerin vazgeçilmez bir tutkusu haline getirmek o kadar da zor değil…

Sevgi ve Saygılarımla… Fırat ÖÇAL

{lang: 'tr'}