Tuvalet aslında hassas bir konu… Meselenin özü belki biraz pis… Ama bazı insanlar tuvalet işini daha bir pisleştiriyorlar… İşte yazımız o pis oğlu pislere adanmıştır… Zevkle ve keyfle okusunlar efendim… İshallerin beterini ve kabızlıkların en çektirenini yaşasınlar, diğer mazlumlara çektirdikleri gibi…
Dediğim gibi, konu açıldığında tuvalet meselesini tartışmaktan kendimi alamıyorum… Tamam kötü bir mesele, canınızı sıkmayın, fazla uzatmayacağım diyorum… Tam sustum ,susacağım, az kaldı…
Derken başka bir tuvalet arızası daha çıkıyor dünya ahalisinden… Haksızlıklar karşısında çenemi bağlayıp köşeme çekilemiyorum… Tahmin edebiliyorum yaşadıklarını, adi insanların onlara yaşattıklarını…
2009 ve 2010 yılı içinde de Türkiyemden 3 – 4 benzer türden kötü örnek yakalamıştım… Bu olaylarda en normal ve reddedilemeyecek ihtiyaç molalarının, para babası patronlar tarafından işçilerine karşı pazarlık konusu yapılamayacağını, şikayet ettikleri taktirde, işçiler lehine kararlar çıkacağını söylemiştim…
Sendikaların yaptığı başvurular değerlendirilerek işverenler uyarılmış, insanca düzenlemelerle işçiler aleyhine olan durum düzeltilmişti… Patronların tuvalet girişlerine taktırdıkları kart okuyucular söktürülmüş, tuvalet molası imza defterleri kaldırtılmıştı…
Yokluk yüzünden insanlarımız doğru düzgün yiyemiyorken, bari ihtiyaçlarını görürken rahat bırakılmalıydılar… Sabahtan akşamın geç saatlerine kadar yaşadıkları yoğun iş stresine birde hiç hesapta olmayan başka azaplar eklenmemeliydi.. Talepleri haklı bir talep olduğu için sorunları çözülebilmişti…
Şimdi ise yine tüm dünya patronların benzer aşşağılık uygulamaları yüzünden tuvalet izni meselesini konuşuyor… Bu seferki uygulama malesef bizi insanlığımızdan utandıracak boyutlarda… İşin içinde bir de kadınlara karşı yapılan ayrımcılık durumu var…
Norveçteki şirketler kadın çalışanlarına neden çok tuvalete gittikleri konusunda soruşturmaya maruz kalmamaları için kırmızı bileklik takmalarını istemiş… Üstüne üstlük bir de bu uyarıyı dikkate almayanları bir güzel fişlemiş…
Akıl alıcak gibi değil… Hem insanlık adına hem de kadın olmak adına utanç verici uygulamalar bunlar… Sadece bizim gibi kadınına ikinci sınıf insan muamelesi yapan ülkelerde regl dönemlerinin hastalık olarak değerlendirildiğini ve sanki bulaşıcı bir rahatsızlığı varmışçasına aşağılayıcı davranıldığını düşünürdüm…
Meğersem, medeni ve insani şartlara değer verdiği düşünülen Norveç gibi ülkelerde de bizim ilkelliğimizi aratmayacak uygulamalarla karşılaşılabiliyor… Çünkü dünyanın neresinde olursanız olun, bu hareketler bir kadın için özel hayatın ayaklar altına alınması ve hakaretlerin en ağırı anlamı taşıyor…
Norveçli şirketlerin yaptıkları bunlarla da sınırlı kalmıyor… Bizdeki benzer uygulamalarda olduğu gibi tuvaletlere kamera koymaktan tutun da, bir kontrolörün nezaretinde tuvalete gitmelere kadar orjinal aşağılama yöntemlerini de çalışanlarına uygulamaktan çekinmiyorlar…
En kısa zamanda baskı altındaki bu işçilere karşı sergilenen insanlık suçlarının ortadan kaldırılacağını umuyorum… Mesele hallolduğu takdirde ben de buradan ……ktan meselelerle sizleri rahatsız etmek zorunda kalmayacağım… Herşey bir yana yine de önlemimi alıp olabilecek ihtiyaç molası yazılarım için şimdiden özür diliyorum efendim… Sevgi ve Saygılarımla… Fırat ÖÇAL