Bayramların vazgeçilmezi, çocukluk neşemizin anavatanı lunaparklar, rengarenk ve ışıl ışıl dünyalarıyla her yaşta hayatımızın en önemli rahatlama merkezleri olmaya devam ediyor… Balerinden atlı karıncaya, çarpışan arabalardan kamikazeye herkesin unutamayacağı anıları arasında yer almayı sürdürüyor…
Geçmiş yıllarımın en hatırlanası anıları içinde yer alıyor Lunapark hatıralarım… En masum oyuncağım olan atlı karınca ve hatıraları, lunapark anılarım içinde aklıma ilk gelenler… Küçük yaşlarımın en güvenli oyuncağı… Benzerlerine nazaran daha yavaş hareket ettiği için, atlı karınca ile ilgili hiç bir korku yada panik dolu hatıram yok…
Mahalleden yada apartmandan arkadaşlarım ve aileleri ile birlikte olduğumuzu hatırlıyorum… Atlı karıncada yalnız değilim, nereye gidersek gidelim hep birlikte olduğumubir tayfam var… Oyuncakları da birlikte tavaf ediyoruz… Ama en çok vakti atlı karıncada geçiriyoruz…
Buradan o yıllara baktığımda ne kadar da masumca geliyor düşüncelerimiz… Sanki tüm dünya oyunlardan, tatlı yada çukulata yemekten ve lunaparklardan ibaret… Atlı karınca o masumluğu simgeliyor ve lunapark deyince bu yüzden aklıma en temiz en güvenli hatıralar olarak onunla ilgili yaşadıklarım geliyor…
Sonrasında en iyi hatırladıklarım ise salıncaklar ve balerinle ilgili olanlar… Ama o anılarımda biraz korku ve panik var… Küçücük yüreğimin sanki yerinden fırlayıverecekmiş gibi deli dolu attığını anımsıyorum… Nefes nefese kaldığımı, sanki salıncakta oturmayıp, dönmesi boyunca dört nala koştuğumu hissediyorum…Zincirlere ne kadar sıkı sarılmışım, kopardım koparıcam…
Ya balerine ne demeli… O da ayrı bir korku ve panik hikayesi… Balerin hızla dönmeye başladığında, korku seline kapılmadan önce, lunaparkın ışıklarını, kayan yıldızların ardında bıraktıkları izlere benzettiğimi hatırlıyorum, tüm masumluğum ile… Sonra film kopuyor… Akadaşlarımla birlikte çığlık çığlığa tamamlıyoruz turun geri kalanını… Sanki en yüksek kim avazı çıktığı kadar bağıracak iddiasını deniyoruz bütün arkadaşlarımla cümle aleme karşı…
Yaşım ilerledikçe anıların adresleri olan oyuncaklar değişiyor… Hissettiğim coşku ve heyecanın şiddeti ise katlanarak artıyor… Bir önceki sene yaşadığım en eğlenceli en unutulmaz ilan ettiğim bayramlık lunapark hatıralarım, bir sonraki sene yerini daha şiddetli heyecana ve eğlenceye bırakıyor… Cesaretim arttıkça, aradığım eğlencenin korku ve etkileyicilik düzeyi de yükseliyor…
Günümüze geldiğimde ise korku tünellerinden hız trenlerine bambaşka lunapark manzaralarıyla hala çocuk olmayı istediğimi fark ediyorum… Sevgili oğlum Rüzgar’ı keyifle büyütüyoruz… En kısa zaman içinde onun ellerinden tutarak baba – oğul lunapark keyiflerine yelken açmayı umuyorum… Darısı bütün taze babaların başına…
Sevgi ve Saygılarımla… Fırat ÖÇAL
Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş
Lunapark Nostaljisi ve Bayramlar……
Bayramların vazgeçilmezi, çocukluk neşemizin anavatanı lunaparklar, rengarenk ve ışıl ışıl dünyalarıyla her yaşta hayatımızın en önemli rahatlama merkezleri olmaya devam ediyor… Balerinden atlı karıncaya, çarpışan arabalardan kamikazeye herkesin unutam…