Haberi ilk okuduğumda çok da şaşırmadım açıkçası… Ne de olsa tüm ekonomik sıkıntıları atlatmış bir ülke olarak her tür lükse yelken açabilecek bir ruh hali içinde olmalıydık… Gariban halkımızın seslerine ne kadar kulak tıkayabilirsek o derece doyurabilecektik lükse kabaran iştahımızı…
Özellikle İstanbul sınıf farklılıklarının keskin hatlarıyla çizildiği bir metropol olarak lüks tiryakiliğinin en iyi sergilenebileceği şehrimiz olarak karşımıza çıkıyordu… Hele hele semt semt ele alındığında, neredeyse alışverişe çıktığınız kıyafetlerinizin niteliğine göre bile şehilerin lüks sıralaması değişiklik gösteriyordu…
O halde alışveriş çılgınlığı bütün fütursuzluğu ile başlayabilirdi… Azgın duygular eşliğinde başladı da… Hala devam ediyor ve haberlerden takip ettiğim kadarıyla iştahları daha da kabartarak devam edecek…
Kulağımızı Louis Vuitton mağzalar zincirinin Bağdat Caddesi mağzası halkasının açılışı için Türkiy’ye gelen CEO’su Yves Carcelle’in sözlerine kabartalım istedik… Bakalım hayatın anlamına dair yüce ipuçları elde edebilecekmiyiz diye…
” 15 yıl önce Nişantaşı’yı ilk gördüğümde Türkiye’nin lüks merkezi olacağını anladım ve mağaza açma kararı aldım… En pahalı ürünlerimiz bu mağzamızda yok, çünkü öyle bir ürün yok. Markanın fiyat tabanı yok. Lükste sınır tanımıyoruz.En pahalı ürünü aldım diyemez herhangi bir müşterimiz.Çünkü ücretleri malzeme ve emeğe göre değişen özel siparişler alıyoruz. Mesela insan boyunda krokodil dokulu bir bavul isteyin, gidip timsahları sizin için avlayalım… ”
Bu sözleri duyunca kanım dondu Allah sizi inandırsın… Lüksün ve fütursuzca harcamanın böylesine yüceltilmesini toplumsal beraberliğin sağlık içinde sürdürülebilmesi açısından çok büyük bir tehlike olarak görüyorum… Etiketli bir yaşantının insani duyguları ne ölçüde barındırabileceği sorusunun olumlu bir cevabının olduğunu da zannetmiyorum…
Sözlerinin son kısmındaki buram buram kan kokan kapitalist vahşiliği ise hiç tartışma konusu yapmıyorum bile… Zaten cüsseli ve cebi dolgun zengin ağalar sadece bizim gibi vur ensesine al lokmasını ağzından tarzı ülkelerde bu derece boş boğazlılık ve dili uzunluk içinde konuşabiliyorlar… Ağızlarına ne gelirse söylüyor, içlerinde ne var ne yoksa geydiriyor ve lüks uçaklarıyla mermer döşemeli saraylarına çekiliyorlar…
Kendi ülkelerinde benzer vahşilikte konuşmalar yapsalar, mağzalarında cam çerçeve kalmayacağının fazlasıyla farkında oldukları için, içlerini dökmek adına bizim gibi gariban nüfus popülasyonlarının olduğu sessiz sedasız, tepkisiz ve karşılıksız at koşturma ülkelerini seçiyorlar… Darısı nice lüks mağzaların başına… Sevgili halkıma hayırlı olsun yeni Louis Vuitton mağzası… Bütün bol paralı müşterileri parlak etiketlerinden hürmetle öpüyorum efendim…
Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş
Very Nice website. I just finished mine and i was looking for some ideas and you gave me a few. May i ask you whether you developed the website by youself?
Thank you
The most difficult thing is to find a blog with unique and fresh content but your blog is different. Keep it like this.
I have developed a blog and and i want to change the theme.Yours looks pretty decent! Feel free to visit my blog and suggest things!