Buyrun şimdi de doğru bilinen yanlışların has mı has doğru yanıtlarına… Bir bir cevaplayalım yanlışlıkları da gözü korkmuş çocuk bekleyen sevgili çiftlerimizin içlerine su serpelim… Tabiki biraz da eğlenelim… Dalga geçtiğim sanılmasın… Tam tersine, dünyanın en önemli meselelerinden biri bu kanımca… Yaptığım gülümseterek üzerine eğilmek yalnızca…
Efendim, hamilelikte özel doktor kontrollerin yapılması kesinlikle ama kesinlikle düşüğe yol açmaz… Tam tersine, bölgelerdeki enfeksiyonu önlemek ve dış gebelik ihtimalini ortadan kaldırmak açısından kontroller mutlaka yapılmalıdır… Düşüğün sebebi bebekten kaynaklanan sakatlıklardır…
Perde asmak, uzanmak yada ağır kaldırmak da düşük yapmaz… Yukarıda bahsettiğim gibi, bebeğin kendi yapısal bozuklukları düşüğü tetikler… Diş tedavisi safsatası da ayrı bir konu… Dolgu dahil, uyuşturma yoluyla tüm tedavileri gönül rahatlığı ile yaptırabileceğiniz gibi, üstüne üstlük diş rontgeni çektirbileceğiniz tedaviler bile mümkün olabiliyor artık…
Ayrıca hava alanındaki dedektörlerden geçebildiğiniz gibi, işi abartıp eğer hamileliğiniz çok ilerlemediyse, eşinizle beraber dedektörlü kapıda deve güreşi, birdir bile oynayabilirsiniz… Neyse, bu biraz abartılı oldu… Siz oyunu moyunu boş verin… Edebinizle dümdüz geçip gidin… Çünkü radyasyon filan yok o kapılarda yada aletlerde…
Ya o bol yeme tavsiyelerine ne demeli… Fazla yedirmedi mi erkek suçlanacak… O zaman elimiz mahkum oluyor, ne isterse koşup getirmeye… Sonra niye türk kadınları tombul, hadi en hafifinden balık eti diye soruların ardı arkası kesilmiyor… Yanlış efendim, külliyeten yanlış… Bebek 3 – 4 kilosunu alıyor… Gerisi aynen anneye kalıyor… Eşiniz normal yemelidir… Dolduruşa gelmeyin beyler…
Rahim ağzı kanseri safsatası ise, ilaç endüstrisinin dolduruşudur, duymayan kalmasın… Elde bilimsel veriler var… Ne Amerika’da, ne İngiltere’de ne de Türkiye’de rahim ağzı kanseri, en sık karşılaşılan kanserler arasında ilk 10 da değil… Görüme sıklığı bakımından % 1 e bile karşılık gelmiyor…
Rahminde ur olduğundan yakınan kadınlar da bence önce beyinlerini doktora göstersinler… Çünkü miyom denilen şeyler ur kategorisine girmiyor ve tedavileri çok çok kolay… Ayrıca miyomlar sadece her 4 – 5 kadından birinde görülüyor… Yani o kadar da sık karşılaşılmıyor…
Ya ben de burada uzman doktor gibi ahkam kesiyorum… Yaptığım şu işe bak, öyle değil mi… Ama vallahi kötü bir niyetim yok… Ve ukalalık da değil benimkisi… Sadece karşılaştığım doğru bilinen yanlışlarla savaşma isteği… Bu yüzden tüm jinekologlardan ve kadın doğum uzmanlarından beni yanlış anlamamalarını istiyorum… Kimse ellerine su dökemez hiçbirinin…
Bu vesileyle İngiliz kadın Fi Star Stone’un önünde saygı ve sevgiyle eğildiğimi belirtmek isterim… Çünkü devrim yaratan bir ilke imza atarak twitter da doğurdu… İkinci çocuğunun 13 saat süren doğumunu canlı canlı twitterda bir bir anlattı… Müthiş bir öz güven sergileyişiydi…
Bu hareketinin nedenlerini soranlara ve onu eleştirenlere benim şuan yaptığım şeyi yaptığını söyleyerek tokat gibi bir cevap verdi… Çocuk doğurmak ve hamilelik hakkındaki mitleri ve önyargıları yok etmek için böylesi bir harekete imza attığını söyleyen Fi, eğer bir daha hamile kalacak olursa, o doğumunu da twitter da anlatmakatan kaçınmayacağını belirtiyor…
Helal olsun diyorum ve tüm sözlerinin altına imzamı atıyorum… Kadınlarla ve onların tabu sayılan en doğal halleriyle ilgili doğru bilinen yanlışlarla mücadelemi var gücümle devam edeceğimi belirtiyor ve bu mücadele de desteklerinizin devamını diliyorum…
Sevgi ve Saygılarımla… Fırat ÖÇAL