Herkes onu, Milla Jovovich’ ten sonra dünyanın en çok kazanan mankeni olarak tanıyor… 150 milyon dolarlık servetiyle de Guinnes Rekorlar Kitabı’ nın gediklilerinden… Ama benim için bunların ötesinde banbaşka bir anlamı var Gisele’ in… O, benim neznimde tüm insanlığın gülen yüzünü temsil eden ölümsüz bir kraliçe…
Sanki dünya durdukça, O da bebeksi yüzüyle varlığını sürdürecek ve karakteristik dudaklarıyla gülümseyerek, mutluluğa aç bütün insanların içine su serpecek… Bu anlamda sadece seyredilecek anların değil, sonuna kadar yürekten yaşanacak zamanların kadını Gisele… Ölümsüz kraliçe lakabını da bunun için sonuna dek hak ediyor…
Bir şansım olsa ve tüm güzelliği ile yanımda arzı endam etse, öylece dursa, acaba neler söylerdim kendisine?.. Sanırım şu cümlelere benzerdi dudaklarımdan dökülecek acizane sözcükler…
Bir meleğin hayatına ortak olmak demek, seni Cennet tadında düşlemek Gisele… Tertemiz gülümseyişinin ardındaki altın gibi kalbinin zenginliğiyle dolmak demek, seni hayal edebilmek…
Etin etkisinden kurtulamamış hazları aşmadan, nefsin acı veren perdesini aralamadan, senin saf güzelliklerini görebilmek mümkün değil … Yarattığı kıyafete ruhunu katan dehanın, neredeyse birebir aynısı podyumdaki nazlı salınışın…
Giysiye kattığın can ve onu bir meleğin uçurduğu gibi kanatlandırman, seni apayrı bir noktaya koyuyor yaratıcılıkta… O yüzden sıradan mankenlere baktığım gibi bakamıyorum güzelliğine…
Tam adını koyamasam da ayırt edebiliyorum farklılığını ve anlayabiliyorum biz fanilerin dünyasına neden ait olamadığını… Lütfedip aramıza indiğin gün, bizim için en kutlu gün… Esintinle getirdiğin Paris havasını, Cennet kokusu tadında çekeceğiz ciğerlerimize…