FIFA 2010 Yılının En İyileri Ödülleri sahiplerini bulunca, sonuçlara hiç şaşırmadım… Neredeyse hiç süpriz yok gibiydi… FIFA Yılın en iyi oyuncusu ödülü Messi‘ ye, en iyi teknik direktörü ödülü Mourinho‘ ya ve beni en çok sevindiren ödül olan yılın golü ödülü ise, Kazakistan‘ a attığı golle Halil Altıntop‘ a gitti…
Seçilen en iyi kadroda da benim için olduğu kadar herkes için da bir Rüya Takım olan Barcelona‘ dan tam 6 oyuncu var… Böylesi bir kadronun belirlenmesinde Barcelona‘ nın başarıları kadar İspanya‘ nın Dünya Şampiyonluğunu kazanmasının büyük etkisi olduğunu düşünüyorum…
Ama futbolda yılın en büyükleri olarak değerlendirilen her isme ayrı paragraf açmak gerektiği kanaatindeyim… Bu paragraflar utanmadan onların bu güne kadar kazanmış oldukları başarıları bir bir anlatmaya çalışan, kendini bilmez, ukalaca paragraflar olmayacak…
Onları yıllardır beğeniyle bütün dünya izliyor, en usta kalemler marifetlerini ballandıra ballandıra anlatıyor ve en mükemmel hareketlerini son teknoloji ürünü kameralar full hd olarak bizlere izlettiriyor… Her şeyi bir daha boşu buşuna tekrar etmenin anlamı yok…
Sadece dilim döndüğü ölçüde, bende bıraktıkları ortalama izlenimleri paylaşmaya çalışacağım… Öncelik elbette Messi‘ nin… Çünkü o bir Maestro… Tüm takımı yöneten en büyük şef… Ulu Manitu… Büyücülerin en efsunlusu… Şeytan tüyü koleksiyoncusu…
Hangi isimle seslensem sana?.. Ey futbol ilahlarının en yetenekli çocuğu!!! Göklerdeki Tanrı katında rahatın yerindeyken, nereden geldi aklına, fanilerin arasına girip marifetlerinle biz şova aç futbol tutkunlarının kalbini fethetmek…
Hiç şikayetçi değiliz aslında aramızdaki varlığından… Bir topa nasıl bu kadar hükmedilebilir, bir oyun hangi beceriyle böylesi bir Tanrısal kusursuzluk içinde oynanabilir… Hem resitalini sunuyor, hem de bir bir derslerini veriyorsun üstadım…
Kayıp giden yıldızlar gibi değil, gökyüzünün daimi ev sahiplerinden Kuzey Yıldızı misali, futbol keyfimizin her zaman baştacı olmaya devam et sen… Kendi zavallı ligimizde kaybolduğumuz, lezzet adına güzel hareketleri unuttuğumuz bir anda ortaya çıkıp, gözlerimizin önündeki kara bulutları dağıt…
Ya Mourinho‘ ya ne demeli… Tam bir futbol profesörü… Bir takımın teknik direktörlüğüne getirilmesi, hangi düzeyde olursa olsun diğer unsurlar hariç tek başına o takımı şampiyonluk potasına sokmaya yetiyor… Kim bilir maçlarda, o zehir hafiye kafasının içinden neler geçiyor…
Gözlerinden ateş fışkıran, hırs dolu, kurnaz mı kurnaz bir karakter… Olacakları sizden önce tahmin edercesine, ona karşı aldığınız tüm önlemleri tek harekette bertaraf edebiliyor… Zannedersiniz ki, delici bakışlarıyla zihninizi okuyor… Rakibi olup da o gözlerden korkmamak imkansız…
Halilim ise o enerjik, kıpır kıpır varlığıyla benzersiz, gönlümde adıyla bir tane… Artık bir kahraman yada rol model olarak sadece Mesut Özil yok yabancı ülkelerdeki gençlerimizin gözünde… Halil Altıntop da her yaştan gencin gelecekte olmak istediği yerde duruyor…
Şimdi aldığı bu ödül, durduğu idol basamağındaki pozisyonunu daha bir parlattı… Attığı o eşsiz gol, belki çok büyük takıma kritik bir maçta atılmış bir gol değildi… Ama onlarca yıl boyunca bir iki kez görebileceğiniz türden bir goldü…
Halilim bu becerisiyle ve aldığı ödülle, Türk Milli Takımı‘ nde oynayarak da mükemmel yerlere gelinebileceğini gösterdi cümle aleme… Bu yüzden Mesut Özil ve diğer devasa isimler kadar O da takdiri ve alkışı anasının ak sütü gibi, sonuna kadar hakkediyor… Saol, varol be Halilim…
İşte ödül töreninden benim seçtiğim isimler… Hepsi usta mı usta, becerikli mi becerikli… Varlıklarıyla ruhumda fırtınalar koparan ve yaşama sevincimi katlayan kahramanlar… Hepsini tüm kalbimle kutluyor, başarılarının devamını diliyorum… Umarım hep varolur ve bizlere güzellikleri tattırırsınız…