Deniz ve deniz dünyası her zaman için kendimi ait hissettiğim, maddi ve manevi anlamda hayatın tadına vardığım yegane dünya olmuştur… 3 yaşından beri denizle iç içe olan bir yaşantı sürmem, deniz dünyasıyla ilgili her haberin az yada çok, ama mutlaka ve mutlaka beni heycanlandırmasına sebep olur…
Sadece denize girmekle, gündoğumunun ve günbatımının keyfini kumsalda sürmekle ve püfür püfür esen yosun ve tazelik kokan meltemleri ciğerlerime çekmek ile sınırlı değildir deniz tutkum… Üstü kadar deniz altı da merakımı fazlasıyla cezbeder…
Ne kadar çabalasam da hayat koşturmacasının arasında bir mola alıp fırsat bulup dalgıçlık uğraşına giremedim… Karar verdim, bir liste yapacağım… Arzulayıp da yapamadığım şeyleri bir bir sıralayacağım ve ilk fırsatta ölmeden hepsinin hakkını vere vere yapacağım… İşte hayalimdeki o listenin en üst basamaklarından biri dalgıçlık kursu almak ve mutlaka keşfetmeyi istediğim denizaltının cennet dünyaları olan resifleri ziyaret etmek olacak…
İşte böylesi bir deniz tutkusuydu beni Datça’da keşfedilen dünyanın en eski batığı haberine mıknatıs gibi çeken şey… Bir de üstüne keşfi yapan kişinin ve gemisinin Titanik gibi bir çok tarihi batığı bulan Dr. Robert Ballard ve gemisi Naitilus olduğunu öğrenmem ilgimin katlanarak artmasını sağladı…
5 bin yıllık olduğu tahmin edilen batık, Knidos Harabeleri’nin de bulunduğu Tekir Burnu açıklarında 400 metre derinlikte yatıyor… Zaten batığın yağmacılardan kurtulmuş olmasının sebebi de yattığı 400 metrelik bu akıl almaz derinliği… Robotların yaptığı tesbite göre batık, 17 metre uzunluğa 5 metre genişliğinde…
Sadece denizlerimizle değil, deniz altı dünyalarımızla da ne kadar büyük zenginliklere sahip olduğumuzu bir kere daha görme fırsatı buldum… Çünkü bundan önce tarihin bildiği en eski batık da yine bizdeydi… Kaş açıklarından çıkarılan Uluburun Batığı 3300 yıllık bir geçmişe sahipti…
Datça’da yeni bulunan en eski batık ise Kaş’daki batıktan 1700 yıl daha yaşlı… Sahip olduğumuz binlerce yıllık bu zenginliğin daha iyi anlaşılması için 2011 yılında olduğumuzu hatırlatma ihtiyacı duyuyorum… Bu arada geçenlerde Türkiye’nin sahip olduğu su altındaki batıklarımıza dair eşsiz çalışmanın sitemde yer alan linkini de incelemenizi öneriyorum…